Türkiye'de şirketlerin nakit sıkışıklığını yalnızca vergi ödeme tarihlerine bakarak açıklamak eksik kalır. Asıl belirleyici olan; faizlerin seviyesi, bankaların kredi iştahı, döviz kuru hareketleri, stok maliyeti, müşterilerin ödeme vadeleri ve piyasadaki satış temposudur. Bu nedenle nakit sıkışıklığının "her yıl aynı ayda" ortaya çıktığını söylemek yerine, hangi piyasa koşullarının nakit açığını büyüttüğünü izlemek daha yararlıdır.
Yılın ilk aylarında ücretler, kira bedelleri, hizmet sözleşmeleri, hammadde fiyatları ve birçok ticari sözleşme yeni fiyat seviyelerine geçer. İşletmenin aynı miktarda stok tutması ve aynı satış hacmini gerçekleştirmesi için bile daha fazla TL'ye ihtiyacı olabilir.
Enflasyon düşüyor olsa bile işletme sermayesi ihtiyacı azalmayabilir. Fiyat seviyesi yükselmeye devam ettiği sürece stokların ve ticari alacakların finansmanı daha yüksek tutarda kaynak gerektirir. Örneğin daha önce 20 milyon TL ile dönen bir ticaret döngüsü artık 25 milyon TL gerektiriyorsa, şirketin satışları nominal olarak artarken nakit sıkışıklığı yaşayabilir. Bu nedenle yıl başında kredi ihtiyacını; geçen yılın cirosuna göre değil, yeni fiyat düzeyindeki işletme sermayesi ihtiyacına göre hesaplamak gerekir.
Ekonomide talep yavaşladığında şirketlerin ilk refleksi genellikle satış kaybına odaklanmaktır. Oysa nakit açısından daha tehlikeli gelişme, müşterilerin ödeme vadelerini uzatmaya başlamasıdır. Türkiye'de Mayıs 2026 itibarıyla toplam ticaret satış hacmi yıllık %1,4 gerilerken perakende satış hacmi %13,7 artmıştır. Bu ayrışma, piyasanın bütün sektörlerde aynı hızla hareket etmediğini gösterir. Bir şirketin net satışları değişmese bile ortalama tahsilat süresinin 60 günden 90 güne çıkması ciddi finansman ihtiyacı doğurabilir. Bu nedenle CFO'nun yalnızca satış bütçesini değil, alacakların yaşlandırıldığı tabloyu oluşturması ve izlemesi gerekir.
Türkiye'de ticari kredi faizleri; hâlen işletmeler açısından yüksek bir finansman maliyeti doğurmaktadır. TCMB'nin güncel haftalık verilerinde TL ticari kredi faizleri yaklaşık %55'lerin üzerinde seyretmektedir. (14 Ağustos 2026) Bu ortamda "birkaç aylığına kredi kullanırız" yaklaşımı pahalı hâle gelir. Özellikle düşük faaliyet kâr marjıyla çalışan şirketlerde finansman gideri ticari kârın önemli bölümünü tüketebilir. Bu nedenle yüksek faiz dönemlerinde işletme sermayesinin yönetimi, kredi bulmaktan daha ön plana çıkmaktadır. Yavaş dönen stokların azaltılması, tahsilatın birkaç gün hızlandırılması veya tedarikçi vadesinin uzatılması bazen yeni kredi kullanmaktan daha değerli olabilir.
Döviz kurundaki hızlı hareketler özellikle ithal hammadde veya ürün kullanan işletmelerde nakit ihtiyacını birkaç hafta içinde değiştirebilir. Aynı miktarda mal ithal edilmesine rağmen TL karşılığı yükselir; akreditif, peşin ödeme ve stok finansmanı ihtiyacı artar. Daha önemli bir risk ise şirketlerin kur artışı beklentisiyle normalden fazla stok tutmasıdır. "Fiyat daha da artmadan alalım" düşüncesi ticari açıdan makul görünse de nakdi stoklara bağlayabilir. Dolayısıyla kurun oynaklaştığı dönemlerde satın alma kararı yalnızca beklenen fiyat artışına göre değil, stokun nakitte kalma süresine göre de verilmelidir.
Mart, haziran, eylül ve özellikle aralık sonlarında şirketlerin kredi, ticari borç ve kamu ödemeleri aynı dönemlere yoğunlaşabilir. TCMB de çeyrek sonlarında ticari ve kamu borçlarının ödeme dönemlerinin yoğun kredi talebi oluşturabildiğine dikkat çekmektedir. Bu nedenle şirketlerin çeyrek sonuna kullanılabilir kredi limitlerini tamamen tüketmiş şekilde girmemesi gerekir. Kullanılmamış banka limiti, kasadaki nakit kadar önemli bir likidite esnekliği sağlar.
En yararlı yöntem yıllık nakit bütçesinden çok 13 haftalık hareketli nakit bütçesi hazırlamaktır. Buna ek olarak CFO her hafta şu beş göstergenin yönünü izlemelidir: tahsilat süresi, stokta kalma süresi, tedarikçi vadesi, kullanılabilir banka limiti ve önümüzdeki 30–60 günlük döviz pozisyonu.
Nakit yönetimi, para bittiğinde finansman bulma işi değildir. Piyasa koşullarındaki bozulmanın şirketin nakit yönetimini hangi kanaldan ve kaç hafta sonra etkileyeceğini önceden görebilme işidir.
Yorumlar
Yorumlar önce moderasyon bekler; onayladıktan sonra burada görünür. Yorum yazmak için hesap gerekmez.