Türkiye’deki işletmelerin kredi maliyeti için ilk baktıkları gösterge muhtemelen TCMB politika faizidir. Bu yaklaşım TL kredileri için büyük ölçüde doğrudur. Ancak, özellikle döviz kredisi kullanan, sendikasyon kredisi kullanan, eurobond ihraç eden veya bankaların yurt dışı fonlama koşullarından etkilenen şirketler açısından tablo daha da karmaşıktır. “Bir Türk şirketinin finansman maliyetinin bir bölümü Ankara’da, diğer bölümü ise fiilen New York ve giderek artan ölçüde Tokyo’da belirlenmektedir” dersek abartmamış oluruz:
2026 yılındaki gelişmeler bu tespitleri doğrular niteliktedir. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre 10 yıllık ABD tahvil faizi 2 Ocak 2026'da %4,19 iken 31 Ağustos'ta %4,75'e yükselmiştir. Böylece uzun vadeli dolar risksiz faizinde yaklaşık 56 baz puanlık artış meydana gelmiştir. FED temmuz toplantısında federal fon hedef aralığını %3,50–3,75'te tutmasına rağmen uzun vadeli tahvil faizleri yüksek kalmıştır. Bu durum şirketler açısından önemlidir; çünkü FED politika faizinin düşmemesi kadar, uzun vadeli dolar fiyatının yüksek kalması da borçlanma maliyetini etkileyecektir.
Japonya'daki değişim de dikkat çekicidir. Japonya Maliye Bakanlığı’nın 10 yıllık tahvil ihalelerinde ağırlıklı ortalama getiri 6 Ocak'taki %2,095'ten 1 Eylül'de %2,995'e çıkmıştır. İhale verileri karşılaştırıldığında artış yaklaşık 90 baz puandır. Japonya, uzun yıllar boyunca dünya finans sisteminin neredeyse sıfır maliyetli fonlayıcı iken artık giderek daha yüksek getiri sunan bir ülke haline gelmektedir.
ABD Tahvili Türk Şirketinin Kredi Faizine Nasıl Giriyor?
Uzun vadeli ve sabit faizli dolar borçlanmalarının maliyetini, basitleştirilerek şöyle gösterebiliriz:
Türk Şirketinin USD Borçlanma Maliyeti = ABD Risksiz Faiz + Türkiye Ülke Riski + Şirkete/Bankaya Özgü Kredi Marjı
Formülde gösterildiği üzere; ABD'nin 10 yıllık tahvil faizindeki artış, diğer bütün koşullar sabitken Türk şirketlerinin finansman tabanını doğrudan yukarı taşır. Değişken faizli banka kredilerinde ise doğrudan 10 yıllık Treasury yerine çoğunlukla SOFR gibi kısa vadeli referans oranlar kullanılır. New York FED verilerinde Ağustos 2026 sonunda 30 günlük SOFR ortalaması yaklaşık %3,65 düzeyindedir. Dolayısıyla vadeye göre referans faiz değişse de ortak nokta aynıdır: doların küresel fiyatı yükseldiğinde Türk şirketinin dolar finansmanı da daha pahalı olacaktır.
IMF tarafından, gelişmekte olan ülkelerde swap faizlerinin 10 yıllık ABD tahvil faizindeki değişimlere giderek daha duyarlı hale geldiği ve küresel oynaklık yükseldiğinde etkinin büyüdüğü ifade edilmektedir. Yani, ABD faizindeki 50 baz puanlık artışın etkisi her zaman yalnızca 50 baz puanla sınırlı kalmayabilir; aynı şok ülke risk primlerini de yükseltebilir.
Japonya’nın Denklemin İçinde Olmasının Gerekçesi?
Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Japon 10 yıllık tahvil faizi bir Türk şirketinin dolar kredisinin maliyetini direkt olarak etkilemez. Japonya'nın etkisi ikinci aşamada, küresel portföy tercihi ve risk iştahı üzerinden ortaya çıkacaktır.
Yatırımcılar, yıllar boyunca düşük maliyetle yen borçlanarak daha yüksek faiz veren ABD veya gelişmekte olan ülke varlıklarına yatırım yaparak arbitraj imkanına sahip olabiliyordu. Yen faizlerinin ve Japon devlet tahvili getirilerinin yükselmesi bu imkanı daraltacaktır. Japon yatırımcı kendi ülkesinde yaklaşık %3 düzeyinde 10 yıllık devlet tahvili getirisi elde edebildiğinde; Türkiye gibi daha riskli piyasalara yatırım yapmak için talep edeceği getiri yükselecektir.
BIS, Ağustos 2024'te yen carry trade pozisyonlarının kısmen çözülmesinin Japonya'dan ABD'ye doğru dahi sıkılaştırıcı finansal koşulların ortaya çıkmasına neden olduğunu bildirmektedir. Dolayısıyla, Tokyo'daki faiz artışının Türkiye açısından esas önemi, küresel likiditenin fırsat maliyetini yükseltmesidir.
CDS, Türk Şirketlerinin Dış Finansman Maliyetlerini Belirleyen En Kritik Değişkenlerden Biridir
Türk şirketlerinin dış finansman maliyetlerini belirleyen en kritik değişkenlerden biri Türkiye’nin kredi risk primini gösteren CDS düzeyidir. TCMB verilerine göre beş yıllık Türkiye CDS primi 21 Ocak 2026’da 215 baz puan iken, 11 Mart’ta 254 baz puana yükselmiş; 21 Nisan’da 233, 10 Haziran’da 241 ve 22 Temmuz’da 240 baz puan düzeyinde gerçekleşmiştir. Ağustos 2026 sonundaki piyasa verileri ise CDS priminin yeniden yaklaşık 217 baz puana kadar gerilediğine işaret etmektedir.
Bu gelişme özellikle küresel faiz hareketleriyle birlikte değerlendirildiğinde önem kazanmaktadır. 2026 yılı başından itibaren ABD 10 yıllık tahvil faizinde yaklaşık 56 baz puan, Japonya 10 yıllık tahvil ihale faizinde ise yaklaşık 90 baz puanlık artış yaşanmıştır. Başka bir ifadeyle, küresel ölçekte uzun vadeli borçlanmanın temel maliyeti yükselmiştir. Buna rağmen Türkiye’nin CDS priminin yılbaşındaki seviyelerine yakın bir düzeye geri dönmesi, Türkiye’ye özgü risk algısındaki iyileşmenin küresel faiz artışlarının Türk şirketlerinin finansman maliyetleri üzerindeki olumsuz etkisini kısmen sınırladığını göstermektedir.
Buradaki mekanizma oldukça açıktır. Türk şirketlerinin özellikle yabancı para cinsinden dış borçlanma maliyeti yalnızca ABD veya diğer gelişmiş ülke tahvil faizlerine bağlı değildir. Bu faizlerin üzerine Türkiye’nin ülke risk primi ve şirketin kendi kredi riski de eklenmektedir. Dolayısıyla küresel faizler yükselirken Türkiye CDS’inin düşmesi, toplam borçlanma maliyetindeki artışın bir bölümünü telafi edebilir.
Tersi durumda ise sonuç çok daha olumsuz olurdu. Örneğin Türkiye CDS primi aynı dönemde yaklaşık 215 baz puandan 350 baz puana yükselmiş olsaydı, yalnızca ülke riskinden kaynaklanan ilave maliyet yaklaşık 135 baz puan artacaktı. Bu artış, ABD ve Japonya tahvil faizlerindeki yükselişle birleştiğinde Türk şirketlerinin dış finansmana erişimini daha pahalı hale getirecek; özellikle yüksek borçluluğa, düşük faiz karşılama kapasitesine veya kısa vadeli döviz borcuna sahip işletmeler üzerinde çok daha güçlü bir baskı yaratacaktı.
TCMB’nin Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu da bu değerlendirmeyi desteklemektedir. Raporda, küresel tahvil faizlerinin yüksek düzeylerde seyretmesinin finansman koşullarını sıkılaştırdığı ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının küresel risk iştahındaki değişimlere oldukça duyarlı olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca Türkiye’de yabancı para kredilerin ağırlıklı olarak büyük ölçekli firmalarda yoğunlaştığı belirtilmektedir. Bu nedenle küresel faizler ile Türkiye CDS’indeki hareketler, özellikle dış finansmana ve yabancı para kredilere daha fazla başvuran büyük şirketlerin borçlanma maliyetleri açısından doğrudan önem taşımaktadır.
Etki Yalnızca Döviz Kredileriyle Sınırlı Değildir
TL ile borçlanan bir KOBİ açısından ABD veya Japon tahvilinin kredi sözleşmesine doğrudan girdiği söylenemez. TL ticari krediler üzerinde temel belirleyici TCMB'nin para politikası, bankaların TL fonlama maliyeti, kredi riski ve makroihtiyati düzenlemelerdir. Nitekim TCMB, 17 Temmuz itibarıyla KMH ve kredi kartı hariç TL ticari kredi faizini %48,9 olarak bildirmiştir; politika faizi ise 23 Temmuz toplantısında %37'de tutulmuştur.
Ancak küresel faizler; TL kredi maliyetini dolaylı biçimde etkiler. ABD ve Japon faizlerinin yükselmesi küresel risk iştahını azaltırsa Türkiye'den sermaye çıkışı, CDS artışı ve TL üzerinde değer kaybı baskısı oluşabilir. Kur baskısı enflasyon beklentilerini bozduğunda TCMB'nin faiz indirme alanı daralır. Böylece New York ve Tokyo'daki faiz yükselişi, Ankara'daki faiz indiriminin hızını sınırlayabilir.
Bu açıdan bakıldığında New York veya Tokyo’daki faiz hareketleri, Ankara’daki bir KOBİ’nin banka kredi sözleşmesine doğrudan yazılmasa da, Türkiye’de faizlerin ne kadar hızlı düşebileceğini etkileyen küresel finansal koşulların önemli bir parçasıdır. KOBİ açısından asıl risk, küresel faiz artışının kredi faizine doğrudan olarak eklenmesi değil; Türkiye’de parasal gevşemenin gecikmesine ve yüksek finansman maliyetlerinin daha uzun süre devam etmesine neden olma ihtimalidir.
Türk İşletmeleri Ne Yapsın?
Türk işletmeleri açısından çıkarılması gereken temel sonuç şudur: şirketlerin kredi maliyeti artık yalnızca Türkiye’de uygulanan para politikasının sonucu olarak değerlendirilemez. Özellikle dış finansmana erişen ve yabancı para cinsinden borçlanan işletmeler açısından finansman maliyeti, ulusal ve küresel değişkenlerin birlikte belirlediği bir yapıya dönüşmüştür.
Bu yapıda ABD tahvil faizleri, küresel dolar finansmanının temel maliyetini belirleyen en önemli göstergelerden biridir. Türkiye’nin CDS primi, bu küresel maliyetin üzerine eklenen ülke riskinin fiyatını yansıtır. Japonya tahvil faizleri ise özellikle küresel portföy tercihleri ve carry trade işlemleri bakımından önem taşır. Japonya’da faizlerin yükselmesi, uzun yıllar boyunca düşük maliyetli yen fonlamasına dayanan yatırım stratejilerinin cazibesini azaltarak gelişmekte olan ülkelere yönelen sermayenin risk/getiri hesabını değiştirebilir. Dolayısıyla Türk şirketlerinin finansman koşulları, Washington’daki para politikası, Tokyo’daki faiz normalleşmesi ve Türkiye’ye ilişkin risk algısının aynı anda etkili olduğu daha karmaşık bir küresel finansman ortamında şekillenmektedir.
Bu nedenle özellikle döviz borcu bulunan şirketler açısından soru şudur: TCMB faiz indirirken ABD tahvil faizleri yüksek kalır, Japonya faizleri yükselmeye devam eder ve Türkiye CDS primi yeniden artarsa şirketimizin gerçek borçlanma maliyeti ne olur?
Kaynaklar
- U.S. Department of the Treasury. Daily Treasury Par Yield Curve Rates, 2026. https://home.treasury.gov/resource-center/data-chart-center/interest-rates/TextView?field_tdr_date_value=2026&type=daily_treasury_yield_curve
- Federal Reserve. FOMC Statement, 29 July 2026. https://www.federalreserve.gov/newsevents/pressreleases/monetary20260729a.htm
- Federal Reserve Bank of New York. SOFR Averages and Index. https://www.newyorkfed.org/markets/reference-rates/sofr-averages-and-index
- Ministry of Finance Japan. 10-Year JGB Auction Results, 6 January 2026 and 1 September 2026. https://www.mof.go.jp/english/policy/jgbs/auction/calendar/eresul/eresul20260901.htm
- Bank of Japan. Statement on Monetary Policy, 31 July 2026. https://www.boj.or.jp/en/mopo/mpmdeci/mpr_2026/k260731a.pdf
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Finansal İstikrar Raporu, Mayıs 2026. https://www.tcmb.gov.tr
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti, Temmuz 2026. https://www.tcmb.gov.tr
- International Monetary Fund. Global Financial Stability Report, April 2026. https://www.imf.org/en/Publications/GFSR
- Bank for International Settlements. Financial conditions in a changing global financial system. https://www.bis.org
Yorumlar
Yorumlar önce moderasyon bekler; onayladıktan sonra burada görünür. Yorum yazmak için hesap gerekmez.