Döviz Pozisyon Tablosu ve Kur Riski Yönetiminde Kullanılması

Döviz Pozisyon Tablosu, şirketin yabancı para cinsinden varlıklarını, yükümlülüklerini, gelecekteki döviz girişlerini ve döviz çıkışlarını para birimi ve vade bazında bir araya getirir. En basit haliyle net döviz pozisyonu, döviz varlıkları ve girişlerinden döviz yükümlülükleri ve çıkışlarının çıkarılmasıyla hesaplanır.

Net Döviz Pozisyonu = Döviz Varlıkları ve Girişleri − Döviz Yükümlülükleri ve Çıkışları

Sonucun pozitif olması şirketin ilgili para biriminde uzun pozisyonda, negatif olması ise açık veya kısa pozisyonda olduğunu gösterir. Örneğin bir şirketin 2 milyon USD döviz varlığı ve beklenen tahsilatı, buna karşılık 3 milyon USD döviz borcu ve ödemesi varsa net USD pozisyonu −1 milyon USD’dir. Bu şirket doların TL karşısında değer kazanmasından olumsuz etkilenir.

Uygulamada yalnızca toplam net pozisyonu bilmek yeterli değildir. CFO açısından asıl önemli olan pozisyonun hangi vadelerde yoğunlaştığını görmektir. Bu nedenle Döviz Pozisyon Tablosu 0-30 gün, 31-90 gün, 91-180 gün, 181-365 gün ve bir yıldan uzun vadeler şeklinde düzenlenmelidir. Böylece toplam pozisyon dengeli görünse bile kısa vadede ciddi bir ödeme açığı olup olmadığı anlaşılabilir.

Örneğin ABC Sanayi A.Ş.’nin toplamda 2,5 milyon USD döviz girişi ve 3,5 milyon USD döviz çıkışı olduğunu varsayalım. Toplam açık pozisyon 1 milyon USD’dir. Ancak ilk 90 günde 500 bin USD tahsilata karşılık 1,7 milyon USD ödeme varsa kısa vadeli açık 1,2 milyon USD’ye ulaşmaktadır. Bu durumda toplam pozisyondan çok, ilk 90 günlük açık pozisyon yönetim açısından önem kazanır.

Vade USD Girişi USD Çıkışı Net Pozisyon
0-30 gün 200.000 800.000 −600.000
31-90 gün 300.000 900.000 −600.000
91-180 gün 800.000 700.000 +100.000
181-365 gün 1.200.000 1.100.000 +100.000
Toplam 2.500.000 3.500.000 −1.000.000

Döviz pozisyon tablosu hazırlanırken yalnızca muhasebe kayıtlarındaki mevcut alacak ve borçlar dikkate alınmamalıdır. Şirketin imzaladığı ihracat ve ithalat sözleşmeleri, kesinleşmiş siparişleri, kredi geri ödemeleri, kira ve yatırım ödemeleri gibi gelecekte yaratacağı bilinen döviz nakit akışları da tabloya eklenmelidir. Bununla birlikte tahmini satışlar ile kesinleşmiş sözleşmeler aynı kategoride değerlendirilmemelidir. Uygulamada pozisyonların üç gruba ayrılması yararlı olur: mevcut bilanço pozisyonları, kesinleşmiş taahhütler ve tahmini döviz akışları. Bu sınıflama, ölçümün güvenilirliğini artırır ve yanlış hedge yapılması riskini azaltır.

Bir sonraki aşama, şirketin sahip olduğu doğal hedge imkânlarının belirlenmesidir. Doğal hedge, döviz girişleri ile döviz çıkışlarının aynı para biriminde ve mümkün olduğunca aynı vadede eşleştirilmesidir. Örneğin şirket üç ay sonra 1 milyon EUR ihracat tahsilatı yapacak ve aynı dönemde 800 bin EUR ithalat ödemesi gerçekleştirecekse, esas ekonomik risk 1 milyon EUR değil, aradaki 200 bin EUR’luk net pozisyondur. Bu nedenle CFO’nun türev işlem yapmadan önce faaliyetlerden kaynaklanan doğal dengeleme imkânlarını kullanması genellikle daha düşük maliyetli ve operasyonel olarak daha basit bir yöntemdir.

Doğal hedge sonrasında açık kalan pozisyon için forward, swap veya opsiyon gibi finansal korunma araçları değerlendirilebilir. Örneğin şirketin önümüzdeki üç ay içinde kesinleşmiş 1 milyon USD açık pozisyonu bulunduğunu ve yönetim politikasının bu açığın en az %80’inin korunmasını öngördüğünü varsayalım. Bu durumda CFO yaklaşık 800 bin USD’lik hedge işlemi gerçekleştirebilir. Hedge sonrasında açık pozisyon 200 bin USD’ye düşer.

Bu noktada önemli olan, hedge işleminin “kurdan kazanç sağlamak” amacıyla değil, belirsizliği azaltmak amacıyla yapıldığını unutmamaktır. Örneğin 800 bin USD’lik üç aylık ödeme için forward kuru 44 TL olarak sabitlenmişse şirket gelecekteki ödeme tutarını 35,2 milyon TL olarak bugünden belirlemiş olur. Vade sonunda spot kur 48 TL’ye çıkarsa şirket kur artışına karşı korunmuş olur; spot kur 42 TL’ye düşerse forward nedeniyle piyasa kurundan daha yüksek ödeme yapmış görünür. Ancak risk yönetimi açısından temel başarı ölçütü piyasayı yenmek değil, nakit akışının öngörülebilirliğini artırmaktır.

Döviz Pozisyon Tablosunun en yararlı kullanım alanlarından biri stres testidir. Açık pozisyonun farklı kur senaryolarında şirketi ne kadar etkileyebileceği hesaplanmalıdır. Örneğin şirketin hedge sonrası 500 bin USD açık pozisyonu varsa ve USD/TL 42 TL ise, kurun %10 yükselmesi yaklaşık 4,20 TL’lik artış anlamına gelir. Bu durumda yaklaşık olumsuz kur etkisi 500.000 × 4,20 = 2.100.000 TL olur. Böylece yönetim, “kur yükselir mi?” sorusundan daha anlamlı olan “kur %10 yükselirse şirketin kârı, özkaynağı ve nakit akışı ne kadar etkilenir?” sorusuna cevap verebilir.

Pratikte CFO’nun her hafta güncellediği bir Döviz Pozisyon Tablosunda en az para birimi, vade, brüt döviz girişleri, brüt döviz çıkışları, net pozisyon, mevcut hedge işlemleri, hedge sonrası net pozisyon ve hedge oranı bulunmalıdır. Ayrıca yönetimce belirlenmiş risk limitlerinin aşılıp aşılmadığı açıkça gösterilmelidir. Örneğin 0-90 günlük kesinleşmiş açık pozisyonların %80-100’ü, 91-180 günlük pozisyonların %50-80’i, daha uzun vadeli ve tahmini pozisyonların ise daha düşük oranı hedge edilebilir. Bu yaklaşımda koruma oranı, nakit akımının kesinlik derecesi azaldıkça düşer.

Döviz Pozisyon Tablosu doğru kurgulandığında CFO’ya hangi para biriminde ne kadar risk bulunduğunu, riskin hangi vadede yoğunlaştığını, doğal hedge imkânlarını, ne kadar finansal korunma gerektiğini ve olumsuz kur hareketlerinin şirkete olası etkisini aynı çerçevede görme imkânı sağlar. Etkili bir kur riski yönetim süreci; döviz akışlarının belirlenmesi, vade bazlı net pozisyonun hesaplanması, doğal hedge olanaklarının kullanılması, korunacak açık pozisyonun belirlenmesi, uygun hedge aracının seçilmesi, hedge sonrası pozisyonun ölçülmesi ve stres testiyle düzenli izleme aşamalarından oluşmalıdır. Böylece şirket kur tahminine bağımlı olmaktan uzaklaşır ve kur riskini ölçülebilir, sınırlandırılabilir ve yönetilebilir bir finansal risk haline getirir.

Yorumlar

Yorumlar önce moderasyon bekler; onayladıktan sonra burada görünür. Yorum yazmak için hesap gerekmez.