Bana göre bu sorunun cevabı açıktır: Evet, para olmasaydı da finans olurdu; ancak bugünkü görünümünden oldukça farklı bir biçimde karşımıza çıkardı.
Çünkü finansın özü para değildir. Finansın özü, kıt kaynakların zaman içinde nasıl kullanılacağına karar vermektir. Bugün sahip olunan imkânların ne kadarının tüketileceği, ne kadarının geleceğe bırakılacağı, risklerin kimler arasında ve nasıl paylaşılacağı, bugünkü bir fedakârlığın gelecekte nasıl bir karşılık yaratacağı finansın temel sorularıdır. Para ise bu soruların ortaya çıkmasına neden olan şey değil, cevapların daha kolay ölçülmesini ve karşılaştırılmasını sağlayan güçlü bir araçtır.
Paranın henüz kullanılmadığı bir toplum düşünelim. Böyle bir toplumda da insanlar önemli kararlarla karşı karşıya kalırlardı. Elde edilen tahılın ne kadarı bugün tüketilecek, ne kadarı gelecek yılın tohumu olarak saklanacaktı? İş gücü tarıma mı, barınmaya mı, yoksa güvenliğe mi ayrılacaktı? Bir kişi bugün komşusuna on çuval buğday verdiğinde, gelecek yıl karşılığında kaç çuval buğday alacaktı? Kuraklık riski köylüler arasında nasıl paylaşılacaktı? Yeni bir sulama kanalı yapılabilmesi için bugünkü tüketimden ne ölçüde vazgeçilecekti?
Bu soruların hiçbirinde para bulunmaz. Fakat hepsi finansal kararlardır. Bir köylünün bugün tüketebileceği tohumu toprağa ekmesi, en yalın hâliyle bir yatırım kararıdır. Köylü, bugünkü tüketiminden vazgeçerek gelecekte daha fazla ürün elde etmeyi umut eder. Tohum onun sermayesini, hasada kadar geçen süre bekleme dönemini, elde edilen ürün getiriyi, kuraklık ya da hastalık ihtimali ise riski temsil eder. Ortada para yoktur; ancak sermaye, zaman, getiri ve belirsizlik bütün açıklığıyla vardır.
Peki, para olmadan borç olabilir miydi? Elbette olabilirdi. Borç mutlaka para biçiminde ortaya çıkmak zorunda değildir. Bir kişi bugün beş çuval buğday alıp hasat sonunda altı çuval buğday geri verebilir. Burada borç buğdayla verilmiş, karşılığı yine buğdayla ödenmiştir. Bugünkü beş çuval ile gelecekteki altı çuval arasındaki fark ise beklemenin, vazgeçilen kullanım imkânının ve üstlenilen riskin karşılığıdır.
Benzer biçimde bir kişi bugün komşusunun tarlasını sürebilir ve karşılığında onun da ileride kendi tarlasını sürmesini bekleyebilir. Bu durumda değişime konu olan şey para değil, emektir. Buna rağmen ortada bugünkü bir hizmet ile gelecekteki bir karşılık arasında kurulmuş vadeli bir ilişki bulunmaktadır.
Para olmadan finansal risk yönetimi de mümkündü. Köylüler bütün ürünlerini tek bir tarlada yetiştirmek yerine farklı tarlalara dağıtabilir, yalnızca tek bir ürün ekmek yerine farklı ürünler yetiştirebilirlerdi. Böylece bir tarladaki verimsizlik veya bir üründeki hastalık bütün geçim kaynaklarını ortadan kaldırmazdı. Bugün “çeşitlendirme” dediğimiz yaklaşımın özü tam da budur.
Bir köyde herkes hasadının küçük bir bölümünü ortak bir depoya bıraksa ve ürünü zarar görenlere bu depodan destek verilse, para kullanılmadan kurulmuş bir tür sigorta sistemi ortaya çıkardı. İnsanlar tek başlarına taşıyamayacakları riskleri birlikte paylaşmış olurlardı. Finansal risk yönetiminin temelinde de zaten riskin yok edilmesi değil, paylaşılması ve katlanılabilir hâle getirilmesi vardır.
Öyleyse para neyi değiştirdi? Para finansı yaratmadı. Finansal ilişkileri daha görünür, daha ölçülebilir ve daha kolay devredilebilir hâle getirdi. Buğday ile emeğin, hayvan ile toprağın, bugünkü ürün ile gelecekteki ürünün karşılaştırılmasını kolaylaştırdı. Borçları standartlaştırdı, vadeli ödemelerin hesaplanmasını mümkün kıldı, yatırımların getirilerinin ölçülmesini sağladı ve kaynakların kişiler arasında daha kolay aktarılmasına yardımcı oldu.
Bu nedenle para, finansın nedeni değil; finansın aracıdır. Farklı kaynakları ortak bir ölçüde ifade etmemizi sağlayan ortak bir ölçü birimidir. Ancak dilin varlığı, anlatılan düşüncenin kaynağı değildir. Para da finansal kararların özünü yaratmaz; yalnızca onları daha anlaşılır ve uygulanabilir hâle getirir.
Paranın bulunmadığı bir dünyada hesap birimi olarak buğday, hayvan, işçilik saati, enerji veya başka bir kıt kaynak kullanılabilirdi. Bir toplum para yerine “emek puanı” ya da “enerji birimi” kullansaydı bile tasarruf, yatırım, borç, getiri ve risk kavramları ortadan kalkmazdı. Yalnızca bu kavramların ifade edildiği araç değişirdi.
Para, finansın önemli bir konusu olabilir; fakat finansın özü değildir. Finansın özü, bugünkü kaynaklarla gelecekteki ihtiyaçlar arasında bir köprü kurmaktır. Bugünden ne kadar vazgeçileceği, gelecekte neyin elde edilmek istendiği ve bu yolculuk sırasında hangi risklerin üstlenileceği finansın asıl meselesidir.
Para olmasaydı banknotlar, mevduatlar, tahviller ve borsalar olmayabilirdi. Ancak insanlar yine tasarruf eder, yatırım yapar, borçlanır, riskleri paylaşır ve gelecek için bugünkü kaynaklarını kullanırlardı.
Finans ekmeğinin hamurunda para yoktur; zaman, kıtlık, tercihler ve geleceğe ilişkin insan beklentileri vardır. Para bunun neresinde derseniz, finansın özü değil; bütün bu unsurları ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve aktarılabilir hâle getiren ortak dildir.
Yorumlar
Yorumlar önce moderasyon bekler; onayladıktan sonra burada görünür. Yorum yazmak için hesap gerekmez.