Türkiye’de son dönemde yaşanan fon ve borsa çalkantısında yatırımcıların ne kadar kaybettiğini konuşuyoruz. Fakat kaybın kimin hayatında neye karşılık geldiğini daha az konuşuyoruz.
Aynı fonda iki kişinin 100 bin TL’si olabilir. Biri bu tutarı uzun vadeli birikiminin küçük bir parçası olarak yatırmıştır. Diğeri emekli ikramiyesinden ayırdığı parayla kirasını, ilaçlarını veya çocuğunun eğitim giderini karşılamayı ummaktadır. İkisinin fon payından doğan hakları aynıdır. Ancak paralarına ulaşamamaktan gördükleri zarar, günlük hayatlarında aynı ağırlığı taşımaz.
Bu fark, şu soruyu sormayı gerekli kılıyor: Geçim derdiyle yatırım yapanlar için, diğer yatırımcıların haklarını zedelemeden özel bir ödeme düzeni kurulabilir mi? Bence bu seçenek ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Her fon yatırımcısı aynı koşullarda karar vermiyor
Finans literatüründe yatırımcı çoğu zaman birikimini farklı araçlara dağıtarak servetini artırmaya çalışan kişi olarak ele alınır. Oysa Türkiye’de fon alan herkesin öncelikli amacı servetini büyütmek olmadığı görüşündeyim. Bazı insanlar, mevcut gelirleri giderlerine yetişmediği için birikimlerinden daha yüksek getiri sağlama arayışındadırlar. Bugünkü ekonomik koşullar altında bu davranışın ekonomik gerekçeleri, ayrıca açıklama gerektirmeyecek kadar açıktır.
Geçim baskısı, yatırım kararını etkiler. Kirası artan, emekli aylığıyla zorlanan veya çocuğunun masraflarını karşılamaya çalışan kişi, geçmişte yüksek getiri sağlamış bir fonu bir çıkış yolu olarak görebilir. Finansal okuryazarlığı da sınırlıysa fonun hangi varlıklara yatırım yaptığını, bu varlıkların ne kadar kolay satılabileceğini ve çok sayıda kişinin aynı anda çıkmak istemesi hâlinde ne olacağını değerlendirmekte güçlük çekebilir.
Bu, yatırımcının hiçbir sorumluluğu olmadığı anlamına gelmez. Yüksek getirinin yüksek risk taşıyabileceğini sorgulaması, yakında ihtiyaç duyacağı parayı tek bir fonda toplamaması gerekir. Fakat geçim baskısı altındaki “yatırımcı”yı yalnızca “yüksek kazanç peşinde koşan kişi” olarak tanımlamak da gerçeği eksik anlatır.
Küçük Yatırımcılar, Büyüklere Ortam Hazırlamak İçin Mi Vardır? başlıklı yazımda, bireysel yatırımcıların sayısı ile profesyonel kurumların sermaye ve fiyatlama gücü arasındaki farkı ele almıştım. Küçük yatırımcıdan, büyük bir fon yöneticisiyle aynı bilgiye ve riski ölçme imkânına sahipmiş gibi davranmasını bekleyemeyiz.
Önce üç farklı ödeme kaynağı ayrılmalıdır
Adil bir plan kurmak için yapılacak ödemelerin kaynağını açıkça belirtmek gerekir.
Birincisi, fon malvarlığıdır. Fonun varlıkları satıldığında elde edilen tutardan pay sahiplerine, hakları çerçevesinde ödeme yapılır. Burada temel mesele varlıkları gereksiz fiyat baskısı yaratmadan satmak ve elde edilen paranın dağıtımını şeffaf biçimde yürütmektir.
İkincisi, sorumlulardan tahsil edilebilecek tutarlardır. Bir usulsüzlük, kusur ve buna bağlı zarar belirlenirse ilgili kişilerden tazminat veya başka yollarla tahsilat gündeme gelebilir. Bunun olup olmayacağı ve kapsamı, inceleme ve hukuki süreçlerle ortaya çıkar. Bence burada atılacak adımlar, Türk Sermaye Piyasalarının geleceği açısından son derecede önemli ve belirleyici olacaktır. Yapanın yanına kâr kalmamalıdır!
Üçüncüsü, sosyal amaçlı destektir. Geçim sıkıntısı içindeki yatırımcılara kamu kaynaklarından veya ayrıca oluşturulacak bir mekanizmadan destek verilmesi düşünülürse bunun kaynağı, koşulları ve sınırları açıkça belirlenmelidir. Bu destek, fon varlıklarından doğan hakla veya olası tazminat alacağıyla karıştırılmamalıdır.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü “Geçim sıkıntısı yaşayanlara yardımcı olalım” önerisi, “Yatırım yapan herkesin bütün zararını kamu karşılasın” anlamına gelmez.
Nasıl bir ödeme planı kurulabilir?
İlk adım, düzenli bilgi verilmesidir. Her fon için varlıkların durumu, yapılan satışlar, elde edilen nakit, giderler ve ödeme takviminin hangi koşullara bağlı olduğu anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Yatırımcı parasının ne zaman döneceğini kesin olarak öğrenemese bile sürecin hangi aşamada olduğunu bilmelidir.
İkinci adım, mümkün olan ara ödemelerin değerlendirilmesidir. Fon varlıklarının bir bölümü nakde çevrildiğinde, bütün pay sahiplerinin haklarını koruyan ve hukuken uygulanabilir bir yöntemle kısmi ödeme yapılabilir mi? Bu soru somut olarak incelenmelidir. Ara ödemenin tutarı ve hesabı önceden açıklanırsa yatırımcıların belirsizliği azalır.
Üçüncü adım, acil ihtiyaç sahipleri için ayrı bir destek kanalıdır. Kira, sağlık ve temel geçim giderlerini karşılayamayan kişiler, belgelenebilir ölçütlerle başvurabilmelidir. Gelir durumu, kaybın hane birikimi içindeki payı ve acil harcamalar, MKK istatistikleri dikkate alınabilir. Başvuruların nasıl değerlendirileceği, ne kadar sürede yanıtlanacağı ve karara nasıl itiraz edileceği baştan belirlenmelidir.
Burada hassas bir sınır vardır: Fon malvarlığından yapılan dağıtımda pay sahiplerinin hak dengesi korunmalıdır. Sosyal ihtiyaca göre farklılaştırılmış bir yardım yapılacaksa bunun ayrı ve açık bir hukuki ve finansal dayanağı olmalıdır. Böylece acil ihtiyacı olan kişiye destek sağlanırken diğer yatırımcının fondaki hakkı azaltılmamış olur.
Pazar yerindeki sorumluluk ödeme tartışmasından ayrı değildir
Bir semt pazarında gıdanın güvenliğini yalnızca alıcıların dikkatine bırakamayız. Alıcı özen gösterir, satıcı kurallara uyar, yetkili kurumlar da denetim görevini yerine getirir.
Sermaye piyasasında da yatırımcının riskleri sorgulaması gerekir. Bunun yanında fon yöneticisinin, saklama kuruluşunun ve denetleyici kurumların sorumlulukları vardır. Fonlarda yoğunlaşma, sınırlı likidite veya olağandışı işlemler oluşmuşsa bunların ne zaman görüldüğü ve hangi önlemlerin alındığı araştırılmalıdır. Herhangi bir kişi veya kurumun kusuru peşinen ilan edilemez; ancak soruların açık biçimde yanıtlanması gerekir.
Bütün fon payı sahiplerinin hakları korunmalıdır. Bununla birlikte herkesin parasına aynı aciliyetle ihtiyaç duymadığını da görmeliyiz. Geçim derdiyle yatırım yapan kişi için aylar süren belirsizlik, yatırım zararına ek olarak günlük yaşamını sürdürme güçlüğü yaratabilir.
Bu nedenle çözüm iki yönde ilerlemelidir: Fon varlıklarından yapılacak ödemeler şeffaf ve haklara uygun biçimde yürütülmeli; acil geçim ihtiyacı olanlar için ayrıca, açık ölçütlere dayanan bir destek mekanizması değerlendirilmelidir. Varsa ihlal ve zarar da kendi hukuki sürecinde araştırılmalıdır.
Yorumlar
Yorumlar önce moderasyon bekler; onayladıktan sonra burada görünür. Yorum yazmak için hesap gerekmez.